Öğretmenler Forumu | Eğitim
Eylül 17, 2014, 01:27:04 ÖÖ *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  

Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: MANİSA-TARİHİ VE TURİSTİK YERLERİ  (Okunma Sayısı 57266 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
melekbeyza
Hero Member
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 4735


iyi bir vicdan,en rahat yastıktır.(anaokulu öğrt)


Üyelik Bilgileri
« : Ekim 14, 2007, 09:53:32 ÖÖ »

MANİSA-TARİHİ VE TURİSTİK YERLERİ  
« Son Düzenleme: Ocak 30, 2010, 11:18:51 ÖÖ Gönderen: hakan hocam » Kayıtlı

melekbeyza
Hero Member
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 4735


iyi bir vicdan,en rahat yastıktır.(anaokulu öğrt)


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Aralık 23, 2007, 11:58:49 ÖS »

GENEL BİLGİLER

Yüzölçümü: 13.810 km²

Nüfus: 1.154.418 (1990)

İl Trafik No: 45

Batı Anadolu'da Spil Dağı ile Gediz Nehri arasında yer alan Manisa, Ege Bölgesinin ulaşım bakımından önemli bir noktasında bulunan zirai, ticari ve sanayi açıdan gelişmiş bir kentimizdir. Tarihi M.Ö. 3000 yıllarına inen ilde Hitit, Frig, Lidya, Makedon, Roma, Bizans, Beylikler ve Osmanlı uygarlıklarına ait izler bulunmaktadır. Tarih boyunca kültür ve sanatın yoğunlaştığı, ticaret yollarının geçtiği Manisa, kültürel ve doğal zenginlikleri ile ilgi çekici tatil olanakları sunmaktadır.

İLÇELER

Manisa ilinin ilçeleri; Ahmetli, Akhisar, Alaşehir, Demirci, Gölmarmara, Gördeş, Kırkağaç, Köprübaşı, Kula, Salihli, Sarıgöl, Saruhanlı, Selendi, Soma ve Turgutlu'dur.

Akhisar: İlin kuzeyinde İzmir-İstanbul karayolu üzerindedir.

Akhisar'da, Hıristiyanlığın ilk yedi kilisesinden birisinin de bulunduğu antik Thyateira kenti, Ulu Cami, Yeni Cami ve Paşa Camii görülmeye değer tarihi yerlerdir.


Alaşehir: Manisa ilinin güneydoğusundadır.


Hıristiyanlığın ilk yedi kilisesinden birinin de yer aldığı Philadelphia antik kenti, Şeyh Sinan Cami ve Yıldırım Camii önemli tarihi değerlerdir.

Demirci: Manisa'nın kuzeydoğusundadır.


İlçe merkezinin batısında İcikler Köyünde bulunan ve Roma döneminin önemli kentlerinden olan Saittai (Sidas) şehri ve Eski Cami önemli tarihi değerlerdir. Ayrıca Hisar Kaplıcaları, Saraycık Kaplıcası da ilçe sınırları içinde yer almaktadır.

Kırkağaç: Seleukos Kralı I. Antiochos'un karısı adına kurulan Stratonikea (Hadrianapolis) ve Nakrasa (Akrasos) antik kentleri görülmeye değer yerlerdir.

Kula: İlin doğusunda, İzmir - Ankara karayolu üzerindedir.


Kurşunlu Cami, Hacı Abdurrahman Cami, Süleyman Şah Türbesi, Emre Köyünde bulunan Emre Sultan Türbesi, Kula'ya 20 km. uzaklıkta Gökçeören kasabasında bulunan ve Lidya Krallığı döneminde önemli bir merkez olan Meonia antik kenti, geleneksel Türk evleri ilçenin önemli tarihi değerleridir.


Salihli: İzmir-Ankara yolu üzerindedir.

İlçe merkezi yakınlarındaki Sardes, Lidya Krallığının başkenti ve tarihte ilk paranın basıldığı yerdir. Ünlü ilk Yedi Kiliseden biri de Sardes'te bulunmaktadır. Bintepeler Kral Mezarlığı, Daldis ve Çakallar Tepesindeki Pleistosen (Dördüncü) Çağında yaşamış insanlara ait fosil ayak izleri önemli diğer tarihi değerlerdir. İlçe şifalı sular yönünden de zengindir.

NASIL GİDİLİR
Karayolu: Otobüs Terminali, kent merkezine 600 - 700 m. uzaklıktadır.

Demiryolu: Tren İstasyonu, kent merkezine 600 - 700 m. uzaklıktadır. Manisa-Ankara, Manisa-İzmir, Manisa-Bandırma demiryolu bağlantıları mevcuttur.

GEZİLECEK YERLER


Müzeler ve Örenyerleri


Manisa Müzesi

Adres: Saruhan Bey Mah. Murat Cad. No: 107 - Manisa

Sart

Salihli yakınlarında, bugünkü İzmir-Ankara yolu üzerinde, Manisa'ya yaklaşık 62 km uzaklıkta bulunan Sart, antik çağda Lidya Krallığının başkenti olması ve tarihte ilk altın paranın basıldığı yer olmasıyla ün yapmıştır. Arkeolojik kazılar sonucunda, başta Artemis Tapınağı, Sinagog, Cimnazyum başta olmak üzere altın arıtımevi ve mermerli cadde kenarındaki dükkanlar ile Artemis Mabedi yakınındaki küçük kilise gibi birçok eser ortaya çıkarılmıştır.

Sart Ören Yeri, Hıristiyanlığın ilk çağlarına ait Ege Bölgesinde bulunan yedi kiliseden Sart Kilisesinin bulunduğu yer olarak da yoğun bir biçimde ziyaret edilmektedir. Yine Sart ören yerinde İzmir-Ankara yolunun kuzey kenarında bulunan Sinagog, türünün Anadolu'daki en eski örneklerinden biri olması ve M.S. III. yüzyılda, Sart'ta bir Musevi cemaatinin varlığına işaret etmesi bakımından önemlidir.

Akhisar (Thyatira)

Bugünkü Akhisar ilçesinin bulunduğu alanda ilk yerleşim izleri M.Ö. 3000 yıllarına inmektedir.

Mevcut kalıntıların yanı sıra, Hıristiyanlığın ilk çağlarına ait Ege Bölgesinde bulunan yedi kiliseden Thyatira kilisesinin bulunduğu yer olarak inanç turizmi kapsamında da ziyaret edilen ören yerlerindendir.

Alaşehir (Philadelphia)

Alaşehir'in üzerine kurulu olduğu antik Philadelphia kentinin akropolü durumunda olan Toptepe düzlüğünde bulunan tapınak kalıntıları, Toptepe'nin kuzey eteklerinde bulunan tiyatro, Bizans döneminde yapılmış olan surlar ve doğu kapısı ile M.S. VI yüzyıla ait St. Jean kilisesi en önemli eserlerdir.

Havarilerden loannes adına yapılan St. Jean Kilisesi, Ege Bölgesindeki Hıristiyanlığın ilk çağlarına ait 7 kiliseden birisidir.

İncil'in vahiy bölümünde adı geçen ve kendilerine mesaj gönderilen Yedi Kilise (Smyrna, Pergamon, Thyatira, Sardes, Philadelphia, Laodicia ve Ephesus) Hıristiyanlığın ilk kiliseleri olarak kabul edilir. Hepsi de Anadolu'da olan bu kiliselerin üç tanesi (Sardes, Philadelphia ve Thyatira) Manisa ili sınırları içinde bulunmakta ve inanç turizmi kapsamında ziyaret edilmektedir. Buradaki kilise sözcüğü kilise binasından ziyade cemaat anlamındadır.

Bintepeler - Lidya Kral Mezarları


Salihli-Akhisar yolunun güneyinde, Gediz Ovasının kenarında yaklaşık 90 kadar tümülüsü içeren Lidya Kral Mezarlığı bulunmaktadır. İrili, ufaklı bu tümülüslerin içinde en büyükleri Kral Alyattes ve Kral Gyges'e ait olanlardır.

Yoğurtçu Kalesi

Manisa-Menemen yolu üzerinden sapılan Uzunburun köyü yakınındadır. Hayli sağlam durumda olup, tarihinin Bizans, hatta Roma dönemine kadar indiği sanılmaktadır.

Aigai

Manisa merkeze bağlı Köseler Köyü sınırları içinde bulunan Aigai, Herodot'un bahsettiği on iki Aiol kentinden biridir. Kenti çevreleyen surların bir kısmı ayaktadır. Agora, tiyatro, stadyum, meclis binası ile tapınak kalıntıları belirgin durumdadır.

Kybele

Manisa-Turgutlu yolu üzerinde ,Manisa'ya yaklaşık 7 km uzaklıktaki Akpınar mevkiinde, Spil Dağı'nın kuzey eteklerindeki kayalara oyulmuş bir kabartma bulunmaktadır. Farklı ülke ve kültürlerde değişik adlarla anılan, Anadolu kökenli ana tanrıça Kybele'ye ait rölyef, yoldan 10-12 m kadar yüksekliktedir. Rölyefin üst kısmında hiyeroglif izlerinin Hitit karakteri taşıması nedeniyle, Hititlerin Batı Anadolu'ya yaptıkları seferler sırasında yapıldığı sanılan rölyef M.Ö. 13.yüzyılın ikinci yarısına tarihlenmektedir.

Niobe



Spil Dağı'nın kuzeybatı eteklerinde, Çaybaşı deresinin doğu kenarında, Niobe diye anılan, kadın başı şeklinde, kurşuni bir kaya vardır. Aslında Tantalos'un kızı olan ve Thebai kralı Amphion ile evlenen Niobe'nin yedi kız, yedi erkek 14 çocuğu olur. Tanrıça Leto'nun ise Apollon ve Artemis olmak üzere sadece iki çocuğu vardır. Niobe'nin her fırsatta çocuklarının çokluğu ile övünerek kendisini küçümsemesi Leto'yu kızdırır. Bunun üzerine Apollon Niobe'nin oğullarını,Artemis ise kızlarını oklarıyla öldürürler. Niobe çocuklarının cesetleri başında günlerce ağlar Sonunda Zeus Niobe'nin acısına son vermek için onu Spil Dağı eteklerinde bir kaya haline getirir.



Antik çağdan buyana öyküsü dilden dile aktarılarak günümüze kadar gelen bu kaya,yakından bakıldığında doğal bir taş, biraz ilerideki dere kenarından bakıldığında ise kadın başı şeklinde görünmektedir.



Camiler



İlin önemli camileri merkezde 14.yy'a tarihlenen Ulu Cami, Kanuni Sultan Süleyman'ın eşi Hafsa Sultan adına yapılan Sultan Camii ve projesi Mimar Sinan'a ait Muradiye Camii ve Akhisar ilçesindeki Ulu Cami sayılabilir. 1490 tarihinde II. Bayazıt'ın eşi Hüsnü Şah Sultan tarafından yaptırılan Hatuniye Külliyesi görülmeye değerdir.



Manisa' da yer alan türbeler; Saruhan Bey Türbesi, Yedi Kızlar Türbesi, Yirmi İki Sultanlar Türbesi, Süleyman Şah Türbesi ve Emre Sultan Türbesidir.



Bedestenler



Rum Mehmet Paşa Bedesteni, Kurşunlu Han (1488), Yeni Han (19.yy.), Çukur Hamam, Dere Hamamı, Gülgün Hatun (Dere) Hamamı (14. yy.), Karaköy Hamamı, Hüsrev Ağa Hamamı, Alaca Hamam (15.yy.), Cumhuriyet Hamamı (16. yy.)



Korunan Alanlar



Manisa - Spil Dağı Milli Parkı

Yeri: Manisa ili



Ulaşım: Ege Bölgesinde Manisa ilinin yamaçlarına yaslandığı Spil Dağı üzerinde yer alan Milli Park Manisa'dan 24 km.lik bir karayolu ile ulaşılmaktadır.



Özelliği: Kanyon vadiler, inler, mağaralar, dolinler ve lapyalar gibi karstik oluşumları jeolojik yapısından kaynaklanan ilgi çekeci yer şekilleridir.



Çam, ardıç, kavak, ceviz, kızılağaç, karaağaç, meşe ağaçlarından meydana gelen bölgenin zengin bitki türleri yanında, Milli Parkta bilimsel araştırmalarla belirlenen 20'den fazla endemik bitki türü bulunmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu'nun bir devrine adını veren ve Avrupa Ülkelerine de götürülen Manisa laleleri de Milli Parkta tabii olarak yetişmektedir.



Ayı, karaca, kurt, çakal, domuz, tilki, sansar, porsuk, dağ keçisi, akbaba, kartal ve sülün yörede yaşayan yaban hayvanlarıdır.



Milli Parkın tarihi ve mitolojik yönü de zengindir. Mitolojiye göre Spil Dağına adını veren zaman tanrısı Kronos'un karısı Kybele (Sipylena)'dir. Kybele bütün tanrıların, tanrıçaların olduğu gibi bitkilerin,hayvanların ve insanların bereket tanrıçasıdır. Akpınar mevkiinde kaya üzerinde oturmuş röliefi vardır. Bir diğer kaynağa göre de Frikya Kralı Menos 'un kızı Spilos 'un bu dağa atılarak vahşi hayvanlar tarafından büyütülmesinden dolayı dağa Spilos adı verilmiştir. Lidya Kralı Tantalos kale yaptırmış ,kalenin bitmesi şerefine verdiği ziyafette oğlu Pelops'u doğrayıp tanrılara sunduğu için onlar tarafından cezalandırılmıştır. "Ağlayan Kaya" olarak bilinen yer ise mitolojiye göre 14 çocuğunun tanrıça Leto�nun çocukları Apollon ve Artemis tarafından öldürülmesi sonucu, çocuklarının ardından ağlayan Niobe'ye aittir.



Arazinin jeomorfolojik yapısı dağcılık tracking ve atıcılık sporlarına uygundur. Ataalanı mevkiinde halkın kamp ve günübirlik rekreasyon ihtiyaçları karşılanabilir.



Görülebilecek Yerler: "Ağlayan Kaya" adıyla bilinen yer görülmeye değer güzelliktedir. ('Mitoloji de bu kaya 14 çocuğunun öldürülmesi ile ardından ağlayan Niobe'ye aittir.)



Milli Parkın Dulkadın mevkiinde mağaralar eskiden yerleşim birimi olarak kullanılmıştır, Buraya ait bazı buluntular Manisa Müzesinde sergilenmektedir.



Milli Parkın doğusunda 600 metre yükseklikte bulunan ve içi tamamen sülüklerle dolu olan "Sülüklü Göl" kalker bazı erimesi ile meydana gelmiş bir dolin gölüdür. Yine suların kalker serilelinin altını eritip oymaları ile çok sayıda inler oluşmuş bunların en büyüğü "Paşaini"dir. Parkın yakınında sıcaklığı en az 21 dereceye kadar yükselen ılıca mevcuttur.



Mevcut Hizmetler ve Konaklama: Park bölge halkının rekreasyon ihtiyacını gidermektedir. Arazinin jeomorfolojik yapısı dağcılık sporuna uygundur. Aynı zamanda track ve atıcılık sporları da yapılmaktadır. Milli Parkın Ataalanı mevkiinde düzenlenen günübirlik ve kamp alanı bölge halkının yaz-kış rekreasyon ihtiyacını büyük ölçüde karşılamaktadır. Kır gazinosu ve bunglowlar mevcut hizmetler içindedir.



Dağ dinlenme evlerinde önceden rezervasyon yapmak suretiyle konaklamak mümkündür. Rezervasyon için Spil Milli Park Başmühendisliği Tel: 0 236 237 10 63-65



Kaplıcalar



Kurşunlu Kaplıcaları



Salihli'nin 5 km. kadar güneybatısında, Manisa'ya 71 km. uzaklıkta olan kaplıca romatizma, solunum yolları hastalıkları, cilt ve kadın hastalıkları ile nevralji tedavisinde kullanılmaktadır.



Urganlı Kaplıcaları



Manisa'ya 55 km. Turgutlu'ya 17 km. uzaklıkta olan kaplıcanın sularından hem kaplıca hem de içmece olarak yararlanılmaktadır. Kaplıca olarak romatizma, kireçlenme, siyatik, egzama, hemoroit, cilt, sinir ve kadın hastalıklarına; içmece olarak da mide, bağırsak ve böbrek hastalıklarına iyi gelmektedir.



Emir Kaplıcaları



Manisa'ya 130 km, Kula'ya 20 km uzaklıktadır. Romatizma ve cilt hastalıklarına iyi gelen kaplıca sularının, az miktarda içildiğinde sindirimi kolaylaştırdığı ve karaciğere yararlı olduğu söylenmektedir.



Saraycık Kaplıcaları



Manisa'ya 124 km, Demirci'ye 53 km. uzaklıkta olan kaplıcalar romatizma, cilt ve kadın hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır.



Sart Kaplıcaları (Çamur Hamamı)



Manisa'ya 68 km, Salihli'ye 11 km uzaklıktaki bu kaplıcalar romatizma, nevralji, kadın hastalıkları ve cilt hastalıklarının tedavisinde yararlı olmaktadır.



Yaylalar



Spil Dağı'nın kuzeyinde yer alan Sultan Yaylası (Kiraz Yaylası) gözde yaylalardan biridir. 1200 metre yüksekliğindeki Atalanı Yaylasında ise Spil Milli Park Başmühendisliğinin yönetimindeki kamp alanında gerek mevcut dağ evlerinden kiralamak suretiyle, gerekse de ziyaretçilerin kendi karavan ve çadırlarını kullanmak suretiyle konaklamaları mümkündür.



Bundan başka Manisa Keçiliköy Manastır Yaylası ile Turgutlu Ovacık Yaylası, yayla turizminin gelişebileceği potansiyel alanlardır.



Sportif Aktiviteler



Doğa Yürüyüşü



Manisa'nın güneyinde bulunan Spil Dağı Milli Parkı, topografik özellikleriyle dağcılık ve trekking için uygun bir alan oluşturmaktadır.



Avcılık

Manisa ve yöresinde keklik, ördek, bıldırcın, tavşan ve yaban domuzu avı yapılmaktadır.

Olta Balıkçılığı

Salihli ilçesinde bulunan Demirköprü Baraj Gölünde sazan ve levrek, Gölmarmara ilçesindeki Marmara Gölünde ise sazan ve yılan balığı avlanabilmektedir.

Kuş Gözlem Alanı

Demirköprü Barajı
Marmara Gölü



COĞRAFYA



Ege Bölgesinde yer alan Manisa'nın önemli dağları Spil Dağı, Yamanlar Dağı, Yunt Dağı, Bozdağlar, Demirci Dağları, Çal Dağı ve Uysal Dağıdır. Gediz Vadisi ve diğer çöküntü ovalar dağlık kesimin ortasında yer almaktadır. En önemli akarsuları Gediz Nehri Bakırçay'dır.



Ormanlar genelde 1000 m. üzerindeki yüksekliklerde topluluklar halinde bulunur. Manisa yaban hayatı yönünden zengindir.



İlde ovalar ve vadilerde Akdeniz ikliminin karasal tipi, dağlık bölgeler ve platolarda ise İç Anadolu ikliminin karasal etkileri görülmektedir. Yazları sıcak ve kurak, kışları ise kıyı kuşağına oranla soğuk ve yağışlıdır.





TARİHÇE



Çeşitli kaynaklardan Manisa ve yöresinin tarihinin M.Ö. 3000 yıllarına kadar indiği, Tantalis ve Spylos Magnesiası gibi adlarla anılan yerleşimlere sahne olduğu bilinmektedir. Yörede çıkan buluntulardan ve yazılı kaynaklardan Manisa ve çevresinin Hitit, Aka, Frig, Lidya, Roma ve Bizans uygarlıklarına sahne olduğu anlaşılmaktadır. Daha sonra Saruhan ve Osmanlı egemenliğine girmiştir.



NE YENİR



Et ve süt ürünleri de ana besinler olmakla beraber, Manisa mutfağının temelini sebze ve meyveler oluşturmaktadır. Bazı yemeklerle pide ve börek gibi hamur işlerinde sebzeler ve değişik bitkilerin et ile birlikte kullanıldığı görülür. Yine de yöre mutfağında zeytinyağlıların yeri başkadır. Manisa kebabı, şevketi bostan, enginar dolması, semizotu, yalancı sarma, börülce tarator, sinkonta, simit ekmeği, mantar tatlısı, zerde yörenin sevilen yemek ve tatlılarıdır.



NE ALINIR



Manisa�nın ünlü Mesir Macununu yıl boyu bulmak mümkündür.Bunun yanı sıra Yunt Dağı, Kula, Gördes ve Demirci halıları ile ün yapmış Manisa'da, geleneksel el dokuması halılar, altın ve gümüş takılar, pamuklu iç ve dış giyim eşyaları ziyaretçiler tarafından büyük ilgi gören eşyalardır. Ayrıca bakır, gümüş, pirinç, tahta oyma gibi hediyelik eşyalar ve şile bezi, bürümcük giysiler ile çeşitli oyalar satın alınabilir.

YAPMADAN DÖNME



Manisa Kebabı yemeden,



Mesir Macunu almadan,



Sart antik kentini, Kybele kabartmasını, Niobe kayasını görmeden,



Manisa Müzesi ve Muradiye Camiini gezmeden,



Yöresel halıları (Yunt Dağı,Kula,Gördes,Demirci) görmeden



...Dönmeyin.
« Son Düzenleme: Ocak 30, 2010, 09:19:15 ÖÖ Gönderen: hakan hocam » Kayıtlı

melekbeyza
Hero Member
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 4735


iyi bir vicdan,en rahat yastıktır.(anaokulu öğrt)


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Aralık 24, 2007, 12:06:43 ÖÖ »

tepe mezarlığı


Muhtemelen Lidya döneminde kurulmuş olan Thyatira, Anitoküs’ün yenilgiye uğramasından sonra Selevküslerin eline geçmiş ve Bergama Krallığının bir parçası olmuştur. Roma Egemenliği sırasında hıristiyanlık burada yayılmış ve hıristiyanlığın ilk çağlarına ait, Ege Baölgesinde bulunan yedi kilisesinden biri burada yapılmıştır. Günümüzde Akhisar şehir merkezinde antik Thyatira’ya ait bazı kalıntıları görmek mümkündür

Aigai


Manisa’ya 49 km uzaklıktaki antik Aigai Heredot’un bahsettiği onbir Ailois kentinden biridir. 2004 yılında başlatılan 5 yıllık kazı programı çalışmaları devam etmektedir. Kalıntılarından, Aigai’nin tarihinin Bergama Krallığı dönemine kadar indiği ve Roma döneminde önemli bir ticaret merkezi olduğu anlaşılmaktadır. Bu ören yeri İzmir-Çanakkale karayoluna yaklaşık 15 km. mesafede olup, Bergama-Şakran-Köseler Köyü üzerinden ulaşılabilir.

Filedelfiya

Alaşehir, Bozdağ eteklerinde dar bir vadide bulunan antik Philadelphia şehri üzerine kurulmuştur. Hellenistik dönemden eski şehre ait kalıntılar, dış surların bir kısmı ve hristiyanlığın ilk çağlarına ait St. Jean Kilisesi’ne ait ayaklar ile şehrin güneyinde, Toptepe mevkiinde bulunan tiyatro kalıntıları ziyaret edilebilir

Ağlayan Kaya Nio

Kral Tanalos’un kızı olan Niobe, Thebai Kralı Amphion ile evlenir ve bu evlilikten 6 kız 6 erkek 12 çocuğu olur. Arkadaşı Tanrıça Leto’nun ise Apollon ve Artemis olmak üzere sadece iki çocuğu bulunmaktadır. Bir Leto Şenliği sırasında Niobe, kendisinin on iki çocuğu olduğunu oysa Leto’nun sadece iki çocuğu olduğunu söyleyerek övünür. Niobeyi kıskanan Leto, Apollon ve Artemis’e Niobenin çocuklarını öldürmelerini emreder, onlar da Niobenin on iki çocuğunu oklarıyla öldürürler. Niobe çocuklarının cesetleri başında günlerce ağlar. Sonunda Zeus Niobe’ye acır ve onun bu acısına bir son vermek için onu taş haline getirir. Bugün Spil Dağı kuzeybatı eteklerinde bulunan bu kaya, bölgede en çok ziyaret edilen yerlerden biridir.

Sart


İzmir-Ankara karayolu üzerinde Manisa’ya 70 km. Kadar uzaklıkta bulunan Sart, Lidya Devletinin başkenti idi ve M.Ö. 6. ve 7. yüzyıllarda, ekonomik ve politik büyük bir güce sahipti. Lidyalılar servetlerinin önemli bir kısmını şimdi Sart Çayı adıyla anılan Paktolos nehri civarındaki altın madenlerini işleterek elde etmişlerdir. Kral Midas da her dokunduğu şeyi altına çevirme gücünden bu nehirde yıkanarak kurtulmuştur.

Hellenistik döneme ait Artemis Tapınağı, Mermer Avlu-Jimnasyuö Kompleksi ve M.S. 17 yılındaki depremden sonra yapıldığı sanılan Synagog, Sart ören yerindeki görülmeye değer kalıntılardan bazılarıdır.

Kybele

[imghttp://img232.imageshack.us/img232/884/kybele2vx7.jpg][/img]
Ana tanrıça Kybele birçok ülkede Kybele, Kybebe, Marienna, Artemis, Hepat ve Venüs gibi adlarla anılan uluslararası özelliğe sahip Anadolu kökenli bir tanrıçadır.

Manisa’ya 7 km. uzaklıkta, Spil Dağı eteğinde bulunan, Gediz Ovası’na dönük, oturmuş kadın şeklinde tasvir edilen rölyefinin Hitit döneminde yapıldığı sanılmaktadır.
« Son Düzenleme: Ocak 30, 2010, 12:51:17 ÖS Gönderen: hakan hocam » Kayıtlı

melekbeyza
Hero Member
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 4735


iyi bir vicdan,en rahat yastıktır.(anaokulu öğrt)


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : Aralık 24, 2007, 12:13:24 ÖÖ »

SİPİL DAĞI RESİMLERİ




« Son Düzenleme: Ocak 30, 2010, 10:44:20 ÖÖ Gönderen: hakan hocam » Kayıtlı

seliminci
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : Aralık 25, 2007, 10:33:13 ÖÖ »

Çok güzel olmuş elinize sağlık.( Bir Manisa'lı olarak) ayrıca teşekkürler...
Kayıtlı
SECRETLOVE
Newbie
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 30

HAYATIN GERİ AL TUŞU YOKTUR. INDUSTRIOUS


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : Aralık 25, 2007, 11:00:17 ÖÖ »

ELİNE SAGLIK BEYZACIGIM COK GÜZEL OLMUŞ
TEŞKKÜR EDERM
Kayıtlı

ANI YAŞA ! . . .
SECRETLOVE
Newbie
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 30

HAYATIN GERİ AL TUŞU YOKTUR. INDUSTRIOUS


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : Aralık 26, 2007, 09:44:32 ÖS »

ELİNE SAGLIK COK GUZEL OLMUS
Kayıtlı

ANI YAŞA ! . . .
ünivercity_21
Newbie
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 44



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #7 : Mart 07, 2008, 12:09:19 ÖÖ »

ELINE SAGLIK BIR MANISALI OLAR5AK GURUR DUYDUM
Kayıtlı

BEKLEMEK İBADET KALMAK ZULUMDÜR
Tuv@
Administrator
Hero Member
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7193

S.M.L.Meslek Dersleri Uz.Öğrt.


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #8 : Ekim 12, 2009, 08:42:56 ÖS »

Linki gorebilmek icin uyemiz olmalisiniz. <a href="http://www.ogretmenlerforumu.com/index.php?action=register">Register</a>&nbsp;or&nbsp;<a href="http://www.ogretmenlerforumu.com/index.php?action=login">Login</a>


Manisa İli Tanıtım Videosu
Kayıtlı
seymenler
Global Moderator
Hero Member
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3205


Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #9 : Ocak 24, 2010, 11:00:19 ÖS »

Linki gorebilmek icin uyemiz olmalisiniz. <a href="http://www.ogretmenlerforumu.com/index.php?action=register">Register</a>&nbsp;or&nbsp;<a href="http://www.ogretmenlerforumu.com/index.php?action=login">Login</a>
« Son Düzenleme: Ocak 30, 2010, 09:30:00 ÖÖ Gönderen: hakan hocam » Kayıtlı

Karşındaki seni anlamıyorsa,birde yanında dene...
seymenler
Global Moderator
Hero Member
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3205


Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #10 : Ocak 30, 2010, 09:24:51 ÖÖ »

« Son Düzenleme: Ocak 30, 2010, 11:03:18 ÖÖ Gönderen: hakan hocam » Kayıtlı

Karşındaki seni anlamıyorsa,birde yanında dene...
seymenler
Global Moderator
Hero Member
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3205


Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #11 : Ocak 30, 2010, 09:29:22 ÖÖ »

 
Kayıtlı

Karşındaki seni anlamıyorsa,birde yanında dene...
seymenler
Global Moderator
Hero Member
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3205


Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #12 : Ocak 30, 2010, 09:36:39 ÖÖ »

Linki gorebilmek icin uyemiz olmalisiniz. <a href="http://www.ogretmenlerforumu.com/index.php?action=register">Register</a>&nbsp;or&nbsp;<a href="http://www.ogretmenlerforumu.com/index.php?action=login">Login</a>
« Son Düzenleme: Ocak 30, 2010, 11:02:20 ÖÖ Gönderen: hakan hocam » Kayıtlı

Karşındaki seni anlamıyorsa,birde yanında dene...
seymenler
Global Moderator
Hero Member
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3205


Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #13 : Ocak 30, 2010, 09:40:41 ÖÖ »

a.Türk Egemenliğinden Önce Manisa

 a.1 Tarih Öncesi Dönem
Gediz kıyısında, Salihli ilçe sınırları içinde bulunan ve Yontma Taş Dönemi’ne tarihlenen bir dizi ayak izi, bölge tarihinin bu dönemle başladığını düşündürmektedir.
Kula Yanardağı tüfleri içinde bulunan bu izlerin incelenmesiyle bunların, taşıdığı yükü zaman zaman yere bırakan bir insana ait olduğu kanaatine varılmıştır. Yontma Taş Devri insanının avcılık ve toplayıcılıkla geçindiği dikkate alındığında, taşınan yükün bir av hayvanı veya çevreden toplanmış besinler olabileceği akla gelmektedir. Tarihleme çalışmalarının sonucunda bu ayak izi dizisinin 26.000 yıl öncesinden kaldığı tespit edilmiştir.
Manisa’nın Kırkağaç ilçesi Gelenbe Bucağı’na bağlı Yortan Köyü’nde yapılan çalışmalarla İlk Tunç Çağ’a tarihlenebilen bir mezar kültürü ortaya çıkarılmıştır.
Manisa yöresinde, yüzey araştırmalarıyla elde edilen İlk Tunç Çağ’a tarihlenen birkaç buluntu da elde edilmiştir. Troya II çanak çömleğinin varlığı, Britanya dışında bütün Batı Anadolu’da tespit edilmiştir.


a.2 Yazılı Tarih Dönemi
Hitit kaynaklarında yer alan bilgilere göre Manisa ve çevresi Hitit Devleti ile Assuva Devleti sınırları içinde yer almaktaydı. Bugünkü şekliyle, Manisa’nın kuzeyi ve doğusu, Balıkesir’in güneyi ve Kütahya’nın batısı ile sınırlanan bölgedir.


Lidyalılar Dönemi
Antik çağda Lidya olarak adlandırılan devletin sınırları güneyde Küçük Menderes, kuzeyde Bakırçay nehirlerine, doğuda Demirci dağları ile batıda İzmir’e uzanmaktadır. Lidyalıların başkenti Sart’ın da (Sardes) Anadolu’daki Bronz Çağı yerleşmeleri arasında yer aldığı bilinmektedir.
Mitolojik kaynaklara göre, Lidyalılara adını veren Lidos adında bir kahramandır. Lidya Krallığı’nı 57 yıl elinde bulunduran, siyasi ve ekonomik birçok başarıya imza atan kral Alyetes’in ölmesi ile yerine oğlu Kroissos geçmiştir. Kroissos dönemindeki ekonomik ve kültürel zenginlik sayesinde Sart bu dönemde dünyanın en önemli merkezlerinden biri durumuna gelmiştir. Sart civarındaki altın madenleri ekonomik zenginliğin en önemli nedenlerinden biridir.
Anadolu’da Lidya, Med, Babil ve Kilikya devletlerinin oluşturduğu siyasal denge ve uyum, Pers Prensi Kyros’un Medlere karşı ayaklanması ile bozulur. Savaş sonunda Sart, yağmalanarak Perslerin eline geçmiştir.
Lidya, Mermnad hanedanının yönetimindeki yaklaşık 141 yıl içinde kültür, sanat ve ekonomide yüksek bir seviye kazandı.
Sart kazılarında bulunan yazıtlardaki Lidya dili ve yazısı R. Gusmani tarafından okunmuştur. Lidya yazısı örneği ve okunmuş kitabeler bugün Manisa Müzesi’nde de bulunmaktadır.
Lidyalılar tarihte ilk kez para basan ve paraya devlet güvencesi kazandıran bir kavimdir. Lidyalılara karakter kazandıran bir başka özellik de oluşturdukları, krallara ait nekropoldür. Bu nekropol bugün Salihli ile Gölmarmara arasındaki Bintepeler olarak bilinen sahadır. Buradaki yüzden fazla irili ufaklı tümülüs, Lidya krallarının ve soylularının anıt mezarlarıdır.


Persler Dönemi
Anadolu’da kalıcı bir yönetim kuran ilk siyasal güç Persler olmuştur. Ülkede 23 büyük satraplık (askeri valilik) oluşturulmuştur. Lidya ve Manisa bölgesi Pers’lerin Çaparda dedikleri satraplık sınırları içine alındı.
M.Ö. 500’den sonra Manisa’nın batısındaki kıyı kentlerinde Perslere karşı art arda ayaklanmalar çıktı. Ekonomik gücü zayıflayan Pers İmparatorluğu giderek daha despotik bir devlete dönüştü. Satraplıkların gücünün zayıflamasından yararlanmak isteyen Makedonya Kralı Büyük İskender, M.Ö 334’te Trakya üzerinden Anadolu’ya geçerek Pers ordularını Granikos Çayı kıyısında büyük bir yenilgiye uğrattı. Hızla Suriye’ye ilerleyen İskender, Pers Devletini kısa sürede çökertti.

 

Büyük İskender ve Diadokhlar Dönemi
Makedonya Kralı Büyük İskender istila ettiği bölgelerde yerel yöneticilere dokunmamıştır. Yunan dünyasının Pers ve Mısır kültürüyle iyi ilişkiler kurmasına yönelik bir politika izlemiştir. Trakya satrabı Lisimakhos, tüm Trakya ve Batı Anadolu üzerinde otoritesini kurdu. Lisimakhos, M.Ö. 282’de, Manisa’nın kuzeyinde Korypedion diye anılan yerde, Suriye kralı Seleukhos’un yönetimine geçti. Seleukhos idaresi altındaki Manisa, M.Ö. III. yüzyılın ortalarında, diğer batı Anadolu kentleriyle ulaşım kolaylığına sahip olmasından dolayı, askeri bir koloni haline getirildi.


Bergama Krallığı Dönemi
Manisa ve çevresinin bütünüyle sınırları içinde bulunduğu Bergama Krallığı’nın egemenliği Toroslar’ın batısına kadar uzanıyordu. Bergama krallarıyla egemenlik kavgasına girişen bölgedeki güçler arasında Seleukhoslar, Manisa ve yöresindeki etkilerinden dolayı dikkat çekmektedir. Seleukhosların, Batı Anadolu üzerinde yoğunlaşan saldırıları Bergama’yı Roma’ya yakınlaşmaya zorlamıştır. Bu durum Anadolu’yu Roma’ya terk etmek istemeyen Seleukhosların, Manisa çevresindeki Spilos Dağı eteklerinde Romalılara yenik düşmesiyle çözüme kavuştu. Yapılan anlaşma gereği bütün Batı Anadolu Roma egemenliğine girdi. Savaş sırasında Romalılara destek veren Bergama Krallığı, Roma’nın desteğinden yararlanarak Anadolu içlerine kadar egemenlik alanını genişletmiştir. Ancak Roma İmparatorluğu’nun Anadolu’da güçlü hükümdar bırakmamak istemesi ve yayılma özlemi sonucunda Bergama Krallığı’na son verilmiştir (M.Ö. 129).


Romalılar Dönemi
Bergama Krallığı’nın sona ermesiyle birlikte Sart başta olmak üzere, Manisa ve çevresi Romalıların idaresine geçti. Sart kenti bu dönemde giderek önemini yitirdi. Fakat Manisa, Roma ordularının doğu seferleri için ilk menzil olma özelliğini kazandı. Yörenin tarım ve zanaatla uğraşanları Roma ordusunun ihtiyaçlarını karşılayarak ekonomik bakımdan güçlendiler.
M.Ö. 17’de İmparator Tiberius döneminde tüm Ege kıyılarında, Batı Anadolu’da ve özellikle Manisa’da büyük bir deprem oldu. Büyük yıkıma yola açan depremden sonra Tiberius bütün kentlere yardım gönderdi. Bu arada Manisa yeniden kuruldu. İmparator Theodosius döneminde, Roma İmparatorluğu Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrıldı ve Manisa, Doğu Roma veya Bizans Devleti sınırları içinde kaldı.


Bizans Dönemi
Bizans döneminde Manisa bir piskoposluk merkezi haline getirildi. VII. yüzyıldan başlayarak Bizans Devleti’nin Thraksion Theması (vilayeti) içinde yerini aldı. IV. Haçlı seferi sırasında merkezini İznik’e taşıyan Bizans, Selçukluların saldırılarını Alaşehir’e kadar uzatmalarına rağmen, Manisa ve yöresini elinde tutmayı başardı. Ancak Anadolu Selçukluları’nın zayıflamasıyla birlikte bağımsız davranmaya başlayan Türkmen beylikleri Bizans’ı zor duruma düşürdü. XIII. yüzyılın sonlarında Alaşehir, Salihli, Demirci ve çevresinde etkili olan Saruhan Bey, 1313 yılında Manisa’yı Bizans’ın elinden aldı.


a.3 Türklerden Önce Magnesia/Manisa Şehri
Antik dönem yazarlarından Plinius tarafından, kentin ilk yerleşiminin bugünkü yerinden yaklaşık 7 km. doğuda bulunan Yarıkkaya mevkiinde olduğu ve Tantalis adını taşıdığı bilinir. Cicero ve Aristides de Tantalis kentinden söz etmekte ve yerinin Sipylos üzerinde bulunduğunu belirtmektedirler.
M.Ö. XII. yüzyılın başlarında meydana gelen büyük göç hareketleri sırasında tahribat nedeniyle kentin yok olduğu tahmin edilmektedir. Fakat Tantalis’in ortadan kalkmasından sonra, aynı yerde Sipylos adıyla yeni bir şehrin ortaya çıktığı görülmektedir.
M.Ö. VII. yüzyıla gelindiğinde Lidya Krallığı’nın tahtına, Mermnadlar hanedanının kurucusu Giges’in geçtiği görülmektedir. Mevcut bilgilere göre, Giges birkaç kez saldırdıktan sonra “Magnesia ad Sipylum= Sipylos yakınındaki Magnesia” şehrini ele geçirmiştir. Magnesia ad Sipylum kentinin kimler tarafından, ne zaman kurulduğu belli değildir. Eldeki bilgilerden hareketle, Magnesia kentini kuranlar, bugünkü Yunanistan’ın Teselya bölgesindeki Pelion Dağı civarında yaşayan Magnetler’dir. Magnetler, Batı Anadolu’ya göç ettiklerinde, önce Menderes Nehri kıyısındaki Magnesia’yı, daha kuzeye giden bir kolu da Sipylos Dağı eteğindeki Magnesia’yı kurmuşlardır. Sonra kurulan şehri Menderes Magnesia’sından ayırt etmek için, “Magnesia ad Sipylum” adını kullanmışlardır. Magnesia adını Sipylos Dağ’ında var olduğu iddia edilen mıknatıs özellikli demir madenine bağlayanların yanında, ismin Lidya veya diğer Ön Asya dillerinden gelmiş olabileceği de iddia edilmektedir.
Lidya Devleti’nin Perslere yenilmesiyle Pers idaresi altına giren Magnesia, yakınındaki Kral Yolu sayesinde, ekonomik açıdan gelişmiştir. M.Ö. 334 yılında Perslerin Makedonyalılara yenilmesiyle, Manisa üzerinde iki yüz yıldan fazla süren Pers egemenliği sona ermiştir. Manisa, bundan sonra sırasıyla Makedonya, Seleukhoslar, Bergama Krallığı, Roma, Bizans egemenliği altında kalmıştır. Hıristiyanlığın doğuşu ve takip eden yıllarda dini bir rolü bulunmayan şehir, Bizans döneminde piskoposluk merkezi haline getirildi.
Magnesia Bizans’ın son zamanlarında Batı Anadolu’nun büyük şehirlerinden biri haline gelmiştir. Bunun en önemli sebebi, İstanbul’un 1204’te Latinler tarafından işgal edilmesinden sonra, İznik İmparatoru Ionnes Dukas Vatatzes’in, 1255 yılına kadar Magnesia’da oturmasıdır. Bu dönemde şehir imparatorluğun merkezi durumuna gelmiştir.


b. Türk Egemenliğinde Manisa


b.1 Anadolu Selçukluları Dönemi
Türkler, 1081 yılında Batı Anadolu’ya yönelik giriştikleri faaliyetler ile Alaşehir, Sart gibi bazı merkezleri ele geçirmişlerdir. Ancak 1097’deki Haçlı Seferi sırasında, Anadolu Selçuklu Devleti’nin zayıf düşmesiyle Batı Anadolu’daki birçok kale ve şehir Türklerden geri alındı.
Anadolu’da yer alan Türk Beylikleri arasındaki siyasi rekabeti fırsat bilen Bizans İmparatorluğu, Edremit-Antalya arasındaki bölgeyi işgale girişti. Bu girişimler üzerine, Kayseri Selçuklu Emiri, Bizans ordusunun bulunduğu Alaşehir üzerine yürüdü. Türk kuvvetleri ağır bir yenilgiye uğradı. Anadolu Selçuklu Sultanı Mesud zamanında ise Anadolu, Türkler için daha emniyetli bir hale getirilmiştir.
Sultan II. Kılıç Arslan dönemine gelindiğinde, Bizanslılar yeniden Anadolu’ya hakim olmak amacıyla Konya üzerine yürüdü. Bizans ordusu, Anadolu Selçuklu ordusu ile Miryokefalon’da giriştiği savaşta büyük bir bozguna uğradı (1176).
IV. Haçlı Seferi sırasında Manisa ve yöresi İznik Bizans İmparatorluğu sınırları içinde yer alıyordu. XIII. yüzyılın başlarındaki Haçlı saldırıları, Bizans’la mücadeleler ve hakimiyet kavgaları Anadolu Selçuklu Devleti’ni yıprattı. Bu dönemde Batı Anadolu üzerine yeni bir harekete girişilmedi.


b.2 Saruhanoğulları Dönemi
1300 yılı civarında Alaşehir ve Salihli çevresini alarak beyliğini kuran Saruhan Bey’in Manisa çevresinde hakimiyet kurduğu yerler, başta Demirci ve çevresi olmak üzere bugünkü il topraklarının kuzey ve kuzeydoğu kısımlarıdır.
Konumu itibariyle ele geçirilmesi zor bir yerde ve etrafı surlarla çevrili olan Manisa, ancak 1313 yılında fethedilmiştir. Saruhan Bey tarafından Regaib Kandili gecesi (25-26 Ekim) ele geçirilen Manisa, bu tarihten itibaren Saruhanoğulları’nın da merkezi oldu. Türkler Manisa’yı fethettikten sonra ismini değiştirmeyerek, kendi söyleyişlerine uygun hale getirdiler. Merkez yapılan Manisa şehri, imar hareketleriyle bir Türk-İslam şehri kimliği kazandı.
Manisa’yı fetheden Saruhan Bey kısa sürede Adalar Denizi kıyılarına doğru sınırlarını genişleterek aynı zamanda deniz gücü haline geldi. Donanma ile elde ettikleri ganimet zenginliği kültür hayatına da yansıdı. Cami, medrese, zaviye, tekke ve kütüphaneler yapıldı.
Saruhan Bey’in 1346’da ölümü üzerine, yerine oğlu Fahreddin İlyas Bey geçti. İlyas Bey zamanında Osmanlılar, Karesi Beyliği’ni ele geçirerek, Saruhan iline komşu olmuşlardı. Yine bu dönemde İzmir, Latinlerin elinde bulunuyor ve bu durum Saruhanoğulları’nın denizcilik faaliyetlerinden gelir elde etmelerine engel oluyordu. İlyas Bey’in ölümüyle yerine geçen Muzaffereddin İshak Bey zamanında Manisa en parlak devirlerinden birini yaşamış, şehirdeki imar faaliyetleri şehrin çehresini değiştirmiştir.
1379 yılında ölen İshak Bey’in yerine aynı yıl oğlu Orhan Bey geçmiştir. Orhan Bey de babasının siyasetini takip etmiş ve Osmanlılarla ilişkilere dikkat etmiştir. Ancak, Orhan Bey kardeşi Hızır Şah ile iktidar mücadelesine girişmiş ve 1. Kosova Savaşı öncesi beyliğin yönetimi Hızırşah’a geçmiştir. Hızırşah döneminde Saruhan toprakları barış yoluyla Yıldırım Bayezid’e bırakılmıştır. Yıldırım Bayezid Saruhan topraklarının büyük bir kısmını Karesi topraklarıyla birleştirerek, sancak olarak oğluna bırakmıştır. Beyliğin geri kalan toprakları olan Demirci, Adala, Gördes, Kayacık ve Kemaliye yöresini de Hızırşah’ın idaresine bıraktı.
Yıldırım Bayezid’in 1402’de Ankara Savaşı’nda Timur’a yenilmesinden sonra, Osmanlı tarafından kaldırılan beylikler, Timur eliyle yeniden hayat buldu. Saruhanoğlu Orhan Bey’e ülkesini geri verdi. Timur’un üst hakimiyeti ile beylik yeniden dirildiyse de, bir süre sonra Orhan Bey ve Hızırşah arasında yeni bir iktidar kavgası doğdu. Hızırşah, yönetimi Orhan Bey’in elinden aldı. Hızırşah, Yıldırım’ın oğulları arasındaki taht kavgasında, Manisa’da sancakbeyliği yapan Süleyman Çelebi’nin yanında yer almıştır.
Çelebi Mehmed’in Saruhan topraklarını yeniden Osmanlı hakimiyeti altına aldığı tarihte, beyliğin başında Hızırşah bulunuyordu.
Çelebi Mehmed’in bölgeden ayrılmasından sonra, İshak Çelebi’nin diğer oğlu Saruhan’ın bölgede yeniden hakimiyet kurduğu anlaşılmaktadır. Saruhan Bey, Çelebi Mehmed tarafından bertaraf edildi. Fakat Saruhanoğulları’nın diğer bireyleri, Demirci ve Gördes çevresinde, Osmanlı düzeni içinde varlıklarını sürdürdüler.

 

Kayıtlı

Karşındaki seni anlamıyorsa,birde yanında dene...
seymenler
Global Moderator
Hero Member
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3205


Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #14 : Ocak 30, 2010, 09:41:37 ÖÖ »

b.3 Osmanlı Dönemi
Manisa’da Osmanlı hakimiyeti ilk kez 1390’da Yıldırım Bayezid’le başladı. 1415’te Çelebi Mehmed’in Saruhan Bey’i bertaraf etmesiyle Saruhanoğulları topraklarında Osmanlı hakimiyeti yeniden kuruldu.
Manisa’da sancakbeyliği yapan ilk şehzadeler, Yıldırım Bayezid’in oğulları Ertuğrul ve Süleyman olmakla beraber, şehrin şehzadeler diyarı oluşu Sultan II. Murad devrinde başlamıştır.
Osmanlı hakimiyetine geçen yerlerde devlet otoritesinin yerleşmesi için, ilhak edilip sancak haline getirilen eski beyliklerin merkezlerine çoğu defa şehzadeler tayin edilirdi. Saruhan sancağının merkezi olan Manisa, diğer sancaklardan farklı olarak, İstanbul’a daha yakın olduğu için, şehzadelerin sancağa çıkarıldığı dönem boyunca önemini korudu.
“Saruhan Tahtı” denilen Manisa, özellikle “ Ulu Şehzade”ler (veliaht şehzade) için saltanat eğitiminin verildiği bir şehirdi. Saruhan tahtına oturan ilk şehzade Ertuğrul (1390-1392), son şehzade Sultan III. Mehmed’dir (1584-1595).
Manisa XVI. yüzyılın sonlarına kadar, şehzadeler şehri olarak ün kazandı. Şehzadelerin sancağa tayinleri, taht mücadeleleri, ayrılmaları ve özellikle de padişah olarak başkente gidişleri, Manisa’nın ikinci başkent olarak görülmesini sağladı.
Sultan II. Murad, Ali Bey’den sonra, önce büyük oğlu Alaeddin’i (1437), sonra da diğer oğlu Mehmed’i Saruhan’a sancakbeyi tayin etti. On iki yaşındaki Şehzade Mehmed, 1443 yazında Manisa’ya geldi. Aynı yıl acele olarak tahta geçmek üzere Edirne’ye çağrıldı. Ancak bir müddet sonra meydana gelen olaylar, II. Murad’ı tekrar tahta çıkmaya mecbur etti. Varna zaferinden sonra, bu kez Manisa’ya geldi ve yerleşti. Burada “Saray-ı Amire” olarak anılan bir saray inşa ettirdi ki, bu saray daha sonra buraya gelen şehzadelerin ikametgahı oldu.
Şehzade Mehmed, babasının ölüm haberi üzerine, hızla Manisa’dan Edirne’ye giderek yeniden tahta geçmiştir. 1453 yılında İstanbul’u fethedip Bizans’ı tarih sahnesinden kaldırarak, Fatih unvanını kazanmıştır. Manisa’ya ise, küçük yaştaki ortanca oğlu Mustafa’yı tayin etmiştir. Bundan sonra Manisa sancakbeyliğine sırasıyla şehzade Abdullah, Şehinşah, Korkut, Alemşah ve Mahmud tayin edilmiştir. Şehzade Mahmud’un ölümüyle Manisa’ya gelen şehzade Korkut yeniden sancakbeyliğini ele geçirmiştir.
Yavuz, 1513 yılında şehzade Korkut’tan boşalan sancakbeyliğine oğlu şehzade Süleyman’ı tayin etti. Şehzade Süleyman 1520 yılında tahta geçene kadar Manisa’da kaldı. Sancakbeyliği sırasında yanında bulunan ve hayırseverliği ile bilinen annesi Hafsa Sultan ise; cami, imaret, bimarhane (darüşşifa), medrese, hamam, hankah ve sıbyan mektebinden meydana gelen Hafsa Sultan Külliyesi’ni inşa ettirdi. Kanuni Sultan Süleyman 1533’de büyük oğlu Mustafa’yı sancakbeyi olarak Manisa’ya gönderdi. Daha sonra sancakbeyliğine şehzade Mehmed, şehzade Selim, Alaybeyi Mehmed ve Musa Bey getirildi. Dört yıllık aradan sonra, 1546’da Manisa’da doğan şehzade Murad, dolayısıyla bir şehzade sancakbeyliğine getirildi (1562). Planı Mimar Sinan tarafından çizilen Muradiye Külliyesi onun tarafından yaptırıldı. 1574 yılında tahta geçtikten sonra, Saruhan Sancağı 1583 yılı sonuna kadar sırasıyla, merkezden gönderilen Ferruh, Kaytas, Mustafa, Halil ve Davud beyler tarafından yönetilmiştir.
1566 yılında Manisa’da doğan Sultan II. Murad’ın oğlu şehzade Mehmed, 1595 yılında III. Mehmed olarak tahta çıkıncaya kadar Manisa’da kalmıştır. Şehzade Mehmed, aynı zamanda sancak beyliği yapan son şehzadedir. Sultan III. Mehmed’in tahta çıktığı 1595 yılında Manisa ve çevresi büyük bir depremle sarsıldı. Birçok köyün harap olduğu bu deprem, Sart, Gördes, Akhisar, Demirci ve Gölmarmara kazalarını da önemli ölçüde etkiledi.
Şehzadelerin sancak beyi olarak Manisa’da bulundukları dönem, aynı zamanda canlı bir kültürel hayatın oluşmasını da sağlamıştı. Şehir birçok şair, bilim ve sanat adamının uğrak yeri olmuştur. Şehzadelerin kültür ve sanata ilgisi, Manisa’nın bir kültür merkezi haline gelmesini sağlamıştı. 175 yıl şehzade sancağı konumunda kalan Manisa bu dönemde sanat ve kültür merkezi olarak çok gelişmiştir.
Bu tarihten sonra özellikle XVII. yüzyıl boyu süren Celali ayaklanmaları sırasında kent büyük zarar gördü. Bunlardan Kalenderoğlu, azledildiği için celali eşkıyasına katılan Yusuf Paşa, devlet memurlarının rüşvet aldıklarını iddia ederek ayaklanan Cennetoğlu, Manisa mutasarrıfı İbrahim Paşa’yı yenerek keyfi bir yönetim kuran İlyas Paşa kent halkını sürekli tedirgin etmişlerdir. Eşkıyalık olayları, asker kaçakları ve Yeniçeri başlarının eylemleri XVIII. yüzyılın ilk yarısına kadar sürüp gidince, halk büyük kitleler halinde başka yerlere göç etmiştir.
Ege Bölgesi XVIII. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Karaosmanoğulları ailesinin denetimi altına girdikten sonra eşkıyalık önemli ölçüde azaldı. Bir süre sonra, Karaosmanoğulları devlete karşı ayaklanınca, II. Mahmut merkezi Manisa olan Karaosmanoğulları’nın Ege Bölgesi’ndeki egemenliğine son verdi.
Mısır valisi Mehmet Ali Paşa kuvvetlerinin eline geçerek Mısır askerlerince yağmalanan Manisa, Kütahya Anlaşmasıyla 8 Nisan 1833’te yeniden Osmanlı yönetimine geçti ve Tanzimat’tan sonra bir kaza merkezi olarak Aydın (İzmir) vilayetinin Saruhan mutasarrıflığına bağlandı. Bağımsız Manisa vilayetinin merkezi oldu (1845). Yeniden Aydın’a bağlanan Manisa, İzmir demiryolunun kente ulaşmasıyla ekonomik durumunu iyice düzeltti.
Birinci Dünya Savaşı’nı sona erdiren Mondoros Ateşkesi sırasında şehir Yunan işgaline uğradı. Kuvayı Milliye’ci kuruluşlar ve efelerle kazanılan kahramanca çabalara karşın, kent ancak düşmanı İzmir’de denize dökecek olan Türk ordusu tarafından kurtarıldı (8 Eylül 1922). Yunanlılar çekilirken, nüfusunun büyük bölümünü yitirmiş olan şehri ateşe verdiler. Cumhuriyet döneminde yeniden kurulan kent, aynı adla anılan ilin merkezi oldu.


b.4 Milli Mücadele Dönemi
İtilaf Devletleri’nin desteği ile başlayan Yunan genel taarruzu, siyasi anlamda da sonuç verdi. 1920 tarihinde imzalanan Sevr Anlaşması hükümlerine göre Saruhan Sancağı 5 yıllığına Yunanistan’a bırakılıyordu. Yunan genel taarruzu, 23 Ağustos-13 Eylül 1921 tarihlerinde Milli Mücadelenin dönüm noktası olan Sakarya Savaşı ile noktalandı.
26 Ağustos 1922 sabahı Büyük Taarruz başladı. 30 Ağustos 1922’de Başkumandanlık Savaşı’nı kaybeden Yunan ordusu İzmir istikametinde çekilmeye başladı. Yunan ordusunun Saruhan sancağı sınırları içinde ilk terk etmek zorunda kaldığı yer Demirci oldu. İkinci sırada ise Gördes, Eşme ve Selendi yer aldı.
Türk birlikleri durmaksızın ilerleyerek ve çarpışarak 7 Eylül’de Ahmetli, Turgutlu, Akhisar ve Saruhanlı’ya girdi. İşgali en uzun süre yaşayan Manisa şehri, Ermeni ve Rumlardan oluşan yangın müfrezelerinin çıkardığı yangınla alevler içinde iken, 8 Eylül 1922 tarihinde işgalden kurtuldu.
Saruhan sancağının kurtuluşu en geç yaşayan ilçeleri Kırkağaç ve Soma oldu. Bu iki ilçe 10 Eylül 1922’de Yunanlılar tarafından boşaltılmakla beraber, Türk ordusunun kontrolüne 13 Eylül’de geçmiştir.
Yangından, katliamdan ve türlü zulümden kaçmak için şehri boşaltan halk, iki gün boyunca yüzyılların mirası şehrin kül oluşunu, dağlardan acıyla izledikten sonra kolordu eşliğinde Manisa’ya girdi.
Başta Manisa olmak üzere yanan ve yıkılan kasabalarıyla Saruhan sancağı Batı Anadolu’nun en mamur beldelerine sahipti. Tarihi yapılar ve mimari eserler bakımından Bursa’dan sonra geliyordu. Saruhanoğulları’nın başkenti, şehzadeler şehri, bir ilim ve kültür merkezi olan Manisa’da, yalnızca insanlar ve binalar yanmamış, yüzyılların birikimi de yok olmuştur.


b.5 Cumhuriyet Dönemi
Milli Mücadele’nin zaferle sonuçlanmasının ardından Saruhan sancağı bağımsız hale getirilmiştir. 1924 Anayasası’nın bütün sancakları vilayet haline getiren hükmü ile, Saruhan Sancağı Türkiye’nin 74 vilayetinden birisi oldu. Sancağın kazaları değiştirilmeksizin vilayetin kazaları haline getirildi.
İki isimli illerin bir isimle anılması hakkındaki Bakanlar Kurulu kararı ile Saruhan ilinin adı Manisa olarak değiştirildi.
İşgalden yanmış ve yıkılmış olarak çıkan Manisa ve ilçelerinde eldeki kıt imkanlara rağmen imar faaliyetlerine ağırlık verildi. Başta Manisa olmak üzere yanan şehirler planlanarak, adeta yeniden inşa edildi.


b.6 Atatürk ve Manisa
I-Atatürk'ün Manisa'ya İlk Gelişi (26 Ocak 1923)
Gazi Mustafa Kemal Paşa, 14 Ocak 1923 günü, zaferden sonra eğitim yapmakta olan ordunun durumunu görmek ve halk ile görüşmelerde bulunmak amacıyla uzun bir yurt gezisine çıkmıştır.
Mustafa Kemal Paşa ve beraberindekiler yol boyunca törenlerle karşılandıktan sonra 26 Ocak 1923'te Manisa'ya gelmişlerdir.
Gazi'ye hitaben hoş geldiniz konuşmasını yapan belediye başkanına Mustafa Kemal Paşa da şu cevabı vermiştir:


“Muhterem Beyefendi ve Muhterem Ahali!
Livanız dairesine girdiğim dakikadan buraya gelinceye kadar halkın şâhidi olduğum tezahürâtı beni son derece mütehassis etmiştir. Bilhassa şu dakikada gördüğüm tezahürâttan fevkalâde müteşekkirim. Bu tezahürât beni zâhiri değil fakat manevî göz yaşlarına gark etmiştir. Bunlar beni müteessir ve mesrûr etmiştir. Bir kaç ay evvel buradan geçtiğim zaman bu ahaliyi burada görmemiştim. Buralar ateşler içinde idi. Şimdi lehülhamd o günlerin geçtiğini ve halkın bir araya geldiğini ve çalışmaya başladığını gördüm. Şundan dolayı çok bahtiyarım: Muhterem Ahali! Bütün efradımız çok çalışkandır. Feyizli araziye mâlik bulunuyorsunuz. Bu çalışkan ahalimizin mesaisi ile az zamanda çok nâfi neticeler elde edileceğine eminim. Belediyeniz halkı nâmına söylediğiniz sözlerden çok mütehassis oldum. Bundan sonra gerek ben ve gerek rüfeka-yı mesaim memleketin saadet ve selameti için var kuvvetimizle çalışacağız. Ancak mesaimizin muvaffakiyetle teveccühü için bütün milletin şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da müzahereti elzemdir. Bizim kuvvetimiz milletin emn ve itimadıdır. Biz bu itimada mazhar oldukça bu neticeyi hep beraber iktifa edeceğiz. Tezahürâtınızdan dolayı teşekkürât-ı mahsusamı tekrar ederim.“


Paşa, konuşmasını bitirdikten sonra istasyona dönmüş ve halkın alkışları arasında İzmir'e hareket etmiştir.


II-İkinci Gelişi (10 Ekim 1925)
1925 yılında yurt gezisine çıkan Mustafa Kemal Paşa, bu seyahatte Manisalılar tarafından şehre davet edilmiştir.
Gazi Ekim 1925’de Manisa'ya gelmiştir. Gazi ve beraberindekileri vilayet, belediye, fırka kumanda heyeti, Türk Ocağı, Halk Fırkası temsilcileri karşıladılar. Mustafa Kemal Paşa, yol boyunca; yolun iki tarafında kendisine karşı sevgi gösterilerinde bulunan halkı şapkasıyla selamlayarak ve askerlere “Merhaba” demiş, halka da, “Nasılsınız? İyi misiniz?” diyerek hatırlarını sormuştur.
10 Ekim gecesi Gazi'nin şerefine kalmakta olduğu vali konağında verilen yemek esnasında Manisalı gençler tarafından bir fener alayı düzenlenmiş, oyunlar oynanmıştır. Fener alayına katılanlardan sadece birisinin başında fes vardı. Cumhurbaşkanı bu çocuğu yanına çağırarak, “Bu fes nedir?” diye sormuş ve bunun üzerine genç, fesi yırtarak yere atmıştır.
Mustafa Kemal Paşa ve beraberindekiler ertesi gün öğleden önce, otomobille yeni yapılan çarşıyı ve üzüm pazarını gezmişler ve caddeleri dolduran halkın “Yaşa!” tezahüratları ve alkışları arasında trene binerek İzmir'e hareket etmişlerdir.


III-Üçüncü Gelişi (16 Haziran 1926)
Mustafa Kemal Paşa, 16 Haziran 1926'da, Balıkesir'den İzmir'e gelirken, Manisa'da kısa bir müddet durmuştur. Gazi'yi, Manisa milletvekillerinden Kemal , Yaşar , Saim Beylerle Belediye Başkanı Bahri Bey Soma'dan beraber gelen Vali Müştak Lütfi (Gürsan ), Kâni ve Abbas Beyler, vilayet erkânı, subaylar, Türk Ocağı temsilcileri ve halk karşılamıştır. Bu arada Türk Ocağı'ndan Safure Hanım, Cumhurbaşkanı'na Manisalı hanımlar adına “Hoş geldiniz” demiştir. Halkın alkışları arasında hükümet konağına giderek öğle yemeğini burada şerefine verilen yüz kişilik bir ziyafetle yemiştir. Daha sonra belediye binasını ve Halk Fırkası'nı ziyaret ettikten sonra Manisa'dan ayrılarak İzmir'e hareket etmiştir.


V-Dördüncü Gelişi (8-9 Nisan 1934)
Ege’de yapılacak askeri manevraları izlemek üzere 7 Nisan’da Ankara’dan hareket eden Atatürk, 8 Nisan’da Salihli ve Turgutlu’ya uğradıktan sonra, akşam saatlerinde Manisa’ya geldi. İstasyon’da kalabalık bir halk topluluğu tarafından karşılanan Atatürk, geceyi burada geçirdi ve ertesi gün İzmir’e hareket etti.


VI- Beşinci Gelişi (22 Haziran 1934)
İran Şahı Rıza Pehlevi 16 Haziran 1934'de Türkiye'ye gelmişti. Manisa'da Gazi'yi ve Şah'ı karşılamak için hazırlıklar yapılmış, şehir bir gelin gibi süslenmiştir. Atatürk ve Şah'ın Manisa'yı ziyaret edecekleri halka tellallar aracılığıyla duyurulmuş ve halk istasyona dâvet edilmişti. İstasyon halk tarafından doldurulmuştu. İki devlet başkanı Manisa'da 21 pare top atışıyla karşılanmıştır. Mülkî ve askerî erkânla birlikte öğrenciler ve halk da karşılama töreninde hazır bulunmuştur. İstasyonda, iki kız öğrenci tarafından kendilerine birer buket verilmiştir. Halkın ve öğrencilerin alkışları arasında otomobille Manisa hastanesine giderek incelemeler yapmışlardır.
Sonuç
Manisa, Atatürk'e bağlılığını her fırsatta göstermiş, ziyaretlerinde onu bağrına basmıştır. Manisa'nın, İzmir demiryolu hattının üzerinde bulunması Manisalıların Atatürk'ü daha sık görmelerini sağlamıştır. Gazi'nin Manisa'yı her ziyaretinde hazırlıklar çok önceden başlamış ve karşılama törenleri görkemli olmuştur. Yurt gezileri Mustafa Kemal Paşa'ya halkla diyalog imkanı verirken, ziyaret edilen halk için de, inkılâplara ve Atatürk'e bağlılıklarını göstermelerine vesile olmuştur.
« Son Düzenleme: Ocak 30, 2010, 12:49:35 ÖS Gönderen: hakan hocam » Kayıtlı

Karşındaki seni anlamıyorsa,birde yanında dene...
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Edebiyat Edebiyat tarih kadın Sağlık online test tatli tarifi KPSS Sağlık test soru Edebiyat Yemek Tarifleri Yemek Tarifleri Teknoloji Sağlık kadın yemek tarifleri yemek tarifleri kadın sarkı sozleri kadın ev dekorasyonu saglik kpss, ders Edebiyat diyet,zayiflama kadin moda sitesi dantel
MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.19 | SMF © 2006-2009, Simple Machines XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!