Öğretmenler Forumu | Eğitim
Temmuz 31, 2014, 03:28:46 ÖS *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  

Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: HATAY-TARİHİ VE TURİSTİK YERLERİ  (Okunma Sayısı 94776 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
melekbeyza
Hero Member
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 4735


iyi bir vicdan,en rahat yastıktır.(anaokulu öğrt)


Üyelik Bilgileri
« : Ekim 14, 2007, 09:38:57 ÖÖ »

HATAY-TARİHİ VE TURİSTİK YERLERİ
Kayıtlı

melekbeyza
Hero Member
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 4735


iyi bir vicdan,en rahat yastıktır.(anaokulu öğrt)


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Aralık 21, 2007, 02:33:03 ÖS »

Antakya'nın Kısa Tarihçesi
Roma İmparatorluğu’nun üç büyük kentinden biri ve doğu başkenti. Hristiyanlığın Kudüs dışında yayıldığı ilk kent. Hz. İsa A.S. takipçilerinin Hristiyan adını aldıkları ilk kent. Yakın çağımızın en küçük ve en "kısa süreli" devletinin merkezi... 

Amik ovasının başlangıcında, Amanos dağları ile Habib Neccar dağlarının ortasındaki vadide kurulmuş Antakya, bugünkü konumuyla karşılaştırıldığında inanılmaz bir tarihi zenginliğe sahiptir.

Antakya M.Ö. 4. yüzyılda Suriye Kralı 1. Seleukos tarafından kurulmuş ve babası Antiochos’un adını vermiştir. M.Ö. 64 yılında Roma İmparatorluğu’na bağlanmış ve bu dönemde gelişerek nüfusu 200.000’e ulaşmıştır.

Antakya’nın bu gelişmişliği, Akdeniz ile Mezopotamya arasında bir köprü oluşturmasından kaynaklanmıştır.

Gemiler kıyıdan 29 km uzaklıktaki bu kente Asi nehri üzerinden gelebiliyorlardı. Hareketli bir ticari hayat ve lüks malların üretimi şehre büyük bir zenginlik kazandırmıştı. Bu zenginlik dönemi, şehrin 526 depreminde yerle bir olmasına kadar sürdü.

Antakya daha sonra 300 yıl süreyle Arap-İslam ordularının denetiminde kaldı. Ardından Bizans ve Selçuklu dönemi yaşandı. 1516’da Osmanlı şehri oldu. 1918’de Fransız işgaline uğradı. 1938’de bağımsız bir devlet statüsü kazandı. 1939’da da Hatay Devlet Meclisi’nin verdiği kararla Türkiye’ye bağlandı.
 

--------------------------------------------------------------------------------
 
Kentin tarihi dokusu, camiler ve Antakya evleri
Antakya’nın tarihi kent dokusunu tanımak için Asi nehrinin üst yanını dolaşmak gerekir. Yeni kent şehre giriş tarafında ve nehre kadar olan bölümdedir.

Kentin tarihi dokusu büyük ölçüde korunmuştur. Kent farklı dinlerden insanların yıllardır bir arada yaşadığı, dışarıdan fazla göç almadığı için de fazla bozulmamış bir yapıdadır.

Eski Antakya evleri, kemerli bir yapıyla bir arabanın zar zor geçebileceği taş döşeli ara sokaklara açılır. Sokakların ortası, yağmur sularının akabilmesi için geniş bir oluk gibi düşük seviyelidir. Evlerin hemen hepsine bir avluyla girilir. Avluların kimisi, merdivenle çıkılan birinci kattadır ve yaşam diye nitelenen bölüme bu avlulardan geçilerek girilir. Birinci katlar taş, ikinci katlar bağdadidir. Evlerin dış görünüşü sadedir ama içerideki taş ve ahşap işçiliğiyle yağlı boya süslemeler göz alıcıdır. Zeminleri göz alıcı renklere sahip karo taşlar süslemektedir.

Kentte görmeye değer tarihi yapıların önemli bölümü Kurtuluş Caddesi üzerindedir. Şehrin ana caddelerinden biri olan ve çok sayıda dükkanın sıralandığı cadde üzerinde; Ulu Cami, Habib Neccar Camisi ve türbesi, Süveyka Camisi, Katolik Kilisesi görülebilir. Giriş kapısı üzerindeki freskleriyle dikkat çeken Ortodoks Kilisesi ise Kuruluş Caddesi’ni Meydana bağlayan ara caddelerden biri üzerindedir ve dar bir pasajla büyük avlusuna girilmektedir.

Eski kentle yeniyi birbirine bağlayan köprü, eski taş köprünün yerine yapılmış. Son derece sağlam olan tarihi taş köprü, Amik ovasının kurutulması için uygulamaya konan projeye kurban gitmiş.

Köprü çevresinde tarihi Antakya evlerini görmek mümkün. Bu evlerden biri sinema, biri Belediye başkanlığı, diğeri de Postane olarak hizmet veriyor. Antakya Mozaik müzesi de bu meydandadır.
 

--------------------------------------------------------------------------------
 
Antakya Camileri
Habib-i Neccar Camii
Kurtuluş caddesi ile Kemal Paşa caddesi kavşağında bulunan camii, Hz. İsa’nın havarilerine ilk inanan ve bu uğurda canını veren bir Antakyalının adını taşımaktadır. Camiinin kuzeydoğu köşesinde 4 metre derinde Habib Neccar Türbesi vardır. Bugünkü camii Osmanlı dönemi eseridir. Etrafı medrese odaları ile çevrili camii avlusundaki şadırvan 19. yüzyıl eseridir.   
 
Ulu Camii
Köprü yakınında bulunan ve yapıldığı dönem itibariyle Antakya’nın en eski camisi olan Ulu Caminin Memlük dönemi eseri olduğu sanılmaktadır. Kitabelerde, camiinin ve minaresinin çeşitli dönemlerde  tamir edildiği anlaşılmaktadır.
Antakya’da bunlardan başka Mahremiye Camii (girişindeki tünel ve mihrap etrafındaki sütunlar ilgi çekicidir), Nakip Camii, Yeni Camii, Civelek Camii, Meydan (Giriş kapısı minarenin altındadır), Şeyh Ali Camii gibi hepsi Osmanlı dönemi olan camiler vardır. Bunlar kubbeli ve ahşap çatılı olmak üzere iki ayrı tipte inşa edilmişlerdir. Camilerden bazıları kalın gövdeli ve şapkalı, bazıları ince gövdeli, şerefeli ve külahlı olmak üzere iki tip minare dikkati çeker.
 

--------------------------------------------------------------------------------
 
Antakya Arkeoloji Müzesi Mozaik Eserleri
Antakya’da yaşanan zenginlik ve ihtişam dönemini simgeleyen en güzel eserler, eşi bulunmaz Antakya mozaikleridir.
     
 
ntakya Mozaik Müzesi, sergilenen mozaiklerin büyüklüğü, sayısı ve kalitesi açısından dünyanın en zengin ikinci mozaik müzesidir.
Mozaikler Grek, Roma ve Bizans dönemine ait. Samandağı, Harbiye ve Antakya’da bulunan hamam, kilise ve evlerin tabanlarını süslemiş mozaiklerin çoğunda mitolojik konular işlenmiş. Bu mozaikler paneller halinde sergileniyor, Antakya Müzesi’nde. Müzede ayrıca heykeller de bulunmaktadır ki, bunların en önemlisi 3 m boyundaki Apollon heykelidir. 8 salonu bulunan müzede kazılardan çıkan diğer arkeolojik buluntular, sikkeler, süs eşyaları da görülebilir.

Mozaiklerin bir bölümü salonların yetersizliğinden ötürü bahçede, mozaikler için zararlı dış koşullarda sergileniyor ve ne yazık ki renkleri soluyor, eğer yitiriyor.
 
« Son Düzenleme: Aralık 21, 2007, 02:38:40 ÖS Gönderen: beyza » Kayıtlı

melekbeyza
Hero Member
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 4735


iyi bir vicdan,en rahat yastıktır.(anaokulu öğrt)


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Aralık 21, 2007, 02:43:25 ÖS »

KÜLTÜR VE TURİZM OLGUSU
 
Tarihi boyunca bir çok uygarlığa ev sahipliği yapan Hatay çok zengin bir kültürel mirasa sahiptir. Hatay batı ile doğu kültürünün kesiştiği, birbirinden etkilendiği, toplumların kültür alışverişlerinde bulunduğu bir yerdedir. Bu durum, Hatay’ın coğrafi konumundan kaynaklanmaktadır. Hatay, Anadolu ile Ortadoğu dolayısıyla Mezopotamya arasında bir köprü konumundadır. Hatay bir tek kuzeyden güneye-güneyden kuzeye giden anayolların geçtiği bir yer konumunda kalmamış, doğudan gelen ve tarihte İpek Yolu diye adlandırılan önemli ticaret yolunun da önemli bir kavşağı ve bir  ticaret merkezi de olmuştur.

Hatay’da günümüzde, geçmişte olduğu gibi bir çok dinden ve inançtan insanlar bir arada yaşamaktadır. Cami, Kilise ve Havra yan yana varlıklarını ve görevlerini yerine getirmektedir. Çeşitli din ve inançtan insanların yüzyıllardan beri beraber yaşaması kültürel bir zenginlikle beraber büyük bir hoşgörüyü de  beraberinde getirmiştir. Bu kültürel zenginlik ve hoşgörü toplumsal yaşama, sanata, basın-yayın etkinliklerine, örf, adet ve geleneklere de  yansımıştır.
 
Hatay,  Avrupa’yı Ortadoğu’ya bağlayan E-91 karayolu üzerinde olması nedeniyle ilimiz çok sayıda yabancının giriş-çıkış yaptığı önemli sınır kapısı durumundadır. Sınır kapılarından giriş yapan yabancıların büyük bir kısmı ilimizde konaklama tesislerinde konaklamaktadır. Avrupa ve diğer ülkelerden gelen yabancılar tarihi ve kültürel yerlere yoğun bir ilgi göstermekte, tarihi kalıntıları ve ören yerlerini gezmektedirler. Hatay Arkeoloji Müzesi ve St. Pierre Kilisesi yabancıların en çok ilgi gösterdikleri yerdir. Bunun dışında Çevlik’teki Seleukeia Pierria (Çevlik) ören yeri,  Vespasianus - Titus Tüneli ve Beşikli Mağara, Habib-i Neccar Camii, St.Simeon Manastırı,  Aççana ören yeri en çok ziyaret edilen yerlerdir.

Linki gorebilmek icin uyemiz olmalisiniz. Register or Login
Linki gorebilmek icin uyemiz olmalisiniz. Register or Login

Ilıman iklime sahip bulunan Hatay’da yılın 4-5 ayında denize girmek mümkündür. İlimizde, deniz ve yaylalar doğal güzellikleri ile yan yanadır. Antakya’nın Harbiye beldesi doğal güzellikleri, şelâlesi, enfes yemekleri ile yerli ve yabancı ziyaretçi akınına uğrar.  Harbiye, Antakya’lıların özellikle bahar ve yaz aylarında  gittikleri en önemli belli başlı piknik ve eğlence yeridir. Harbiye beldemiz her biri  300 – 500 kişilik salonları bulunan ünlü Restaurantları ile yıllardır yerli yabancı konukların damak zevklerine hitap ettikleri tarihi mekanlar olarak bilinmektedir.

Ayrıca;yöre halkı yazın sıcak günlerinde serinlemek için; Samandağ’da Teknepınar, Belen’de Güzelyayla, Atik, Nergislik, Dörtyol’da Kuzuculu, Kırıkhan’da Alan yaylalarına,  Samandağ ve Çevlik plajları, İskenderun-Arsuz, Gülcihan, Erzin-Burnaz plajlarına  giderler.   Cilvegözü Sınır Kapısının yakınında bulunan Yenişehir gölü de başta Reyhanlı ile Antakya’lıların eğlenmeye  ve gezmeye gittikleri  doğal güzelliklerle dolu bir  başka yerdir.

Sağlık turizmi açısından Erzin içme ve kaplıcaları, Kumlu ilçesinde, Kırıkhan – Reyhanlı karayolu üzerinde bulunan Hamamat kaplıcası yerli ve yabancı çok sayıda turist çekmektedir.


İlimiz Hatay mutfağı yemek, meze ve tatlı çeşitleri olarak ülkemizde ve  Doğu Akdeniz’de en geniş çeşide ve  lezzet bakımından en tercih edilir geleneksel tatlara sahiptir.

Bölge illerimizde ve Halep, Laskiye gibi Suriye şehirlerinde yapılan tüm kebap ve etli çeşitleri Hatay mutfağında yapıldığı gibi kendine mahsus kağıt kebap, oruk, dövme (aşşur), semirsek, tepsi kebabı gibi… çeşitleri de vardır. Mezelerden humus, zahter salatası, acılı mezeleri sayabiliriz. Tatlılardan; künefe, peynirli irmik helvası ve kabak tatlısı sadece Hatay mutfağına mahsus olarak ün yapmıştır.
Kayıtlı

melekbeyza
Hero Member
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 4735


iyi bir vicdan,en rahat yastıktır.(anaokulu öğrt)


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : Aralık 22, 2007, 09:35:13 ÖS »







Kayıtlı

melekbeyza
Hero Member
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 4735


iyi bir vicdan,en rahat yastıktır.(anaokulu öğrt)


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : Aralık 22, 2007, 09:35:32 ÖS »











Kayıtlı

melekbeyza
Hero Member
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 4735


iyi bir vicdan,en rahat yastıktır.(anaokulu öğrt)


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : Aralık 22, 2007, 09:43:46 ÖS »










VALLA NE DİYEYEİM RESİMLERİ YÜKLERKEN  HATAYA GERÇEKTEN GİTMEYİ ÇOK İSTEDİM ÇOK GÜZEL BİR YERMİŞ.İNŞALLAH GİTMEK NASİP OLUR
Kayıtlı

hatayli
Newbie
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : Temmuz 05, 2008, 06:26:25 ÖÖ »

ben bir hataylı olarak bu siteyi rastgele gördüm öğretmen değilim böyle bir paylaşım sunduğunuz için teşekkür ederim hatay'ın en güzel şirin ve küçük ilçesi hassa'dır bir gün yolunuz düşerse bekleriz kiliste görev yapmışsanız mutlaka hassa dan geçmişsinizdir

« Son Düzenleme: Temmuz 07, 2008, 07:49:49 ÖS Gönderen: beyza » Kayıtlı
tarihci1299
Newbie
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #7 : Kasım 06, 2008, 08:44:49 ÖS »

8 ay hatayın suyunu içtim keşke daha fazla kalabilseydim.çok sevdiğim bir şehir.ama bir daha gitme şansım yok.eşim asker olduğundan aynı ilde tekrar görev yapamıyoruz.antakya merkez çok güzeldi özellikle eski antakya evlerinin olduğu sokaklar bayıldım oralara.biz bi köyünde oturuyorduk  o sıcak kanlı misafirperver insanları unutmam imkansız hele tandırda pişen ekmekleri varya muhteşem bir tat.kesinlikle gitmenizi tavsiye ederim.ben  suriye sınırndaki babatorun köyünde yaşadım.büyük şehirden köye gittiğim halde hiç sıkılmadım.hala çok özlüyorum.eğer olurda tayir yeriniz hatay olursa hiç endişe etmeyin çok sıcak kanlı insanlar.rahat edersiniz.
Kayıtlı
Asyamelek
Hero Member
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1020


Geçtim dünya hevesinden....


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #8 : Temmuz 03, 2009, 04:52:55 ÖS »

teşekkürler melek beyza çok güzel bir  çalışma olmuş ayrıca tarihci bir hataylı olarak gururlandım sözlerinle teşekkür ederim  Smiley
Kayıtlı

Asyamelek
Hero Member
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1020


Geçtim dünya hevesinden....


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #9 : Temmuz 03, 2009, 05:11:59 ÖS »

Linki gorebilmek icin uyemiz olmalisiniz. Register or Login
Kayıtlı

Tuv@
Administrator
Hero Member
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7193

S.M.L.Meslek Dersleri Uz.Öğrt.


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #10 : Ekim 11, 2009, 01:10:54 ÖÖ »

Linki gorebilmek icin uyemiz olmalisiniz. <a href="http://www.ogretmenlerforumu.com/index.php?action=register">Register</a>&nbsp;or&nbsp;<a href="http://www.ogretmenlerforumu.com/index.php?action=login">Login</a>




Hatay İli Tanıtım Filmi
Kayıtlı
sezerordek
Newbie
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #11 : Kasım 19, 2009, 12:33:18 ÖÖ »

Merhaba arkadaşlar Hatay ile ilgili biraz daha geniş bilgiye ulaşabileceğinizi düşündüğüm bir site var Linki gorebilmek icin uyemiz olmalisiniz. Register or Login incelemenizi öneririm.
Kayıtlı
seymenler
Global Moderator
Hero Member
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3205


Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #12 : Ocak 29, 2010, 08:37:00 ÖS »

                          
Kayıtlı

Karşındaki seni anlamıyorsa,birde yanında dene...
seymenler
Global Moderator
Hero Member
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3205


Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #13 : Ocak 29, 2010, 08:41:50 ÖS »

                    
H atay ili târihî zenginliği yanında tabiî güzellikler yönünden turizme çok elverişlidir. İl topraklarıOsmanlı devri ve daha önceki devirlere âit târihî eserlerle doludur.

Antakya Kalesi: Kaleyi İskender’in generallerinden Selevkos yaptırmıştır. Devrin en büyük kalelerinden biri idi. Bizans İmparatoru Nikeforos zamânında tâmir edilmiştir. Surları İstanbul surlarından sonra Türkiye’nin en uzun surlarıdır. 30 km uzunluğunda olup, 360 burcu vardır. Bir kısmı yıkık vaziyettedir.

Koz (Kürşat) Kalesi: Altınözü ilçesinin Kozkale köyündedir. On üçüncü asırda haçlılar tarafından yapılmıştır. Düzgün kesme taştan yapılmış sağlam bir kaledir.

Payas Kalesi: Dörtyol ilçesindedir. Romalılar döneminde yapılmıştır. Osmanlı Devleti zamânında tâmir ettirilmiştir. Sekiz kulesi olan kalenin etrâfı geniş, derin bir hendekle çevrilidir.

Bakras Kale: İskenderun’un Ötençay köyündedir. Kızıldağ eteğinde karakol kalesi olarak kurulmuştur. Kale içinde sağlam bir kilise bulunmaktadır.

Sarıseki (Merkez) Kalesi: İskenderun-Adana karayolu üzerindedir. Günümüzde yıkık bir vaziyettedir.

Şalen (Sıvlan) Kalesi: İskenderun’un Değirmendere köyü yakınlarındadır. Amanos Dağlarında sarp bir tepe üzerine kurulmuştur. Karakol Kalesi olarak kullanılmıştır.

Kızlar Sarayı: Reyhanlı-Halep yolu üstündedir. Beşinci asırda yapıldığı tahmin edilmektedir. Dînî bir merkez olup, kilise, manastır ve bunlarla ilgili yapılardan meydana gelmiştir.

Antakya Ulu Câmi: Sultan Selim Câmii de denir. Yapım târihi belli değildir. On altıncı asırda yeniden yapıldığı veya tâmir gördüğü tahmin edilmektedir. Selçuklu mîmârîtarzını andırır. Minâresi 1985 senesinde yeniden yapılmıştır.

Habib Neccar Câmii: Kilise iken câmiye çevrilmiştir. Minâresi 17. asırda barok mîmârî tarzına göre yapılmıştır. Altında halkın ziyâret ettiği üç mezar vardır.

Sokullu Mehmed PaşaKülliyesi: Dörtyol ilçesindedir. Külliye, câmi, bedesten, hamam ve kervansaraydan meydana gelmiştir. Sokullu Mehmed Paşa tarafından yaptırılmıştır. Taş işçiliği şâhânedir. Câminin giriş kapısı renkli mermerden yapılmıştır.

Kâsım Bey Câmii: Yayladağı ilçesindedir. Yavuz Sultan Selim Hanın beylerinden Kâsım Bey tarafından senesinde yaptırılmıştır. Dört defâ tâmir gördüğünü belirten kitâbesi vardır.

Belen Kervansarayı: Kânûnî Sultan Süleymân devrinde yaptırılmıştır. Han, hamam ve câmiden müteşekkildir. Günümüzde kullanılmakta olan hamam ve câmi klâsik Osmanlı mîmârî tarzındadır.

Cin Kulesi: Dörtyol ilçesinde Sokullu Mehmed Paşa külliyesi ile kıyı arasında en yüksek tepe üzerine yapılmıştır. Yıkık vaziyettedir. Gözetleme kulesi olarak kullanıldığı tahmin edilmektedir.

Saint Pierre (Petrus) Kilisesi: Antakya’ya iki km uzaklıkta, Habibi Neccar Dağı üzerindedir. Tabiî bir mağaradır. Havârilerden Petrus’un burada konakladığı rivâyet edilir. Gotik stilindeki bu kiliseyi Haçlılar yapmıştır. M.S. 29’da Petrus, vaazları ile Hıristiyanlığı yaymıştır. Mağara içinde günahkârlar hamamı ve gizli tüneller vardır. Antakya, 5 Ortodoks patrikliğinden (İstanbul Fener, Moskova, İskenderiye, Kudüs ve Antakya) birinin merkeziydi.

Roma Köprüsü: Üçüncü asra âit bir eserdir. Antakya içindedir. Köprüde Roma kartalı vardır. Roma İmparatoru Diocieetlanus yaptırmıştır.

Titus Tüneli: Samandağı’nda bulunan bu tünel Roma imparatoru Titüs zamânında su kanalı olarak yapılmıştır. Bu kanaldan kalan kısım 130 m uzunluğunda 7 m yüksekliğinde ve 6 m genişliğindedir.

Cebel Akra: Hititlerden kalma eski eserler vardır.

İssos: Makedonya Kralı İskender’in İran Pers Şehinşahı, Üçüncü Dârâ’yı yendiği mühim bir savaş yeridir.

Samandağ’ın Mağaracık köyündeki Merdivenli Mağarada yapılan kazıda 5 devreye âit (kültür tabakası) bulunmuştur. Târih öncesi eski devrin en büyük şehirleri kabul edilen Teli Açana ve Teli Tayinat, Hatay ilindedir. Buralarda yapılan kazılarda 17 devreye âit (17 kültür tabakası) üst üste “17 şehir kalıntısı” bulunmuştur. Açana, bir açık hava müzesidir. M.Ö. 3400-3000 yıl öncesine âit eserler bulunmuştur. Samandağı’nda kaya mezarları yer alır. Antakya’nın kuzeydoğusunda 183 höyük vardır. Açana bunlardan sâdece biridir. Açana, Sami-Yamhad Krallığına bağlı Mukiş ülkesinin merkeziydi. İlk taş çağından Romalılara kadar uzanan medeniyetlerin izleri görülür. Dünyânın ikinci büyük mozaik kolleksiyonu Hatay Arkeoloji Müzesindedir. Buradaki eserler, ikinci ve beşinci asırlar arasına âittir. Müzede Hitit, Asur ve Sümerlere âit eserler ve eski para kolleksiyonları da vardır.

Mesire yerleri: Hatay mesire yerleri bakımından zengin bir ildir. Tabiî yapısı birçok bölgenin mesire yeri olarak kullanılmasına imkân tanımıştır.

Harbiye: Çağlayanlar bölgesi olarak da bilinen bölge Antakya’ya 9 km uzaklıktadır. Defne ağaçları ile süslü, çok güzel manzaralı bir bölgedir.

Batıayaz (Teknepınar) Yaylası: Denizden 500 m yükseklikte olup, suyu ve havasıyla meşhur bir dinlenme yeridir. Havanın kuru olması yüzünden romatizmalıların büyük ilgi gösterdiği bu yaylada, av sporları da yapılabilmektedir.

Yayladağı: Yayladağı ilçesine 5 km uzaklıkta orman içi dinlenme yeridir.

Soğukoluk: İskenderun-Antakya karayolu üzerinde İskenderun’a 20 km uzaklıkta orman içi dinlenme yeridir. Manzarası ve suyu çok güzeldir.

Kuzuavlu: Dörtyol ilçesine 15 km uzaklıkta bir orman içi dinlenme yeridir. Serin havası ile ilgi çeker.

Kisecik: Şifâlı içme sularıyla yöre insanının rağbet ettiği ormanlık ve yayla niteliklerine sâhip güzel bir mesire yeridir.

Ayışığı: Yayladağı yolu üzerinde yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken, sağlıklı bir hayat için ideal hava şartlarına sâhip bir mesire yeridir.

Kaplıcalar ve içmeler:

Hatay ili şifâlı su kaynakları bakımından zengin değildir. Önemli olanları şunlardır:

Reyhanlı Kaplıcası: Reyhanlı-Kırıkhan yolu üzerinde Reyhanlı’ya 20 km uzaklıktadır. Türkiye-Suriye sınırı yakınlarındadır. Kaplıca suyu genellikle ağrılı hastalıklara ve romatizma hastalıklarına iyi gelmektedir.

Erzin Başlamış Kaplıcası: Erzin ilçesine bağlı Başlamış köyündedir. Hem içme, hem de banyo kürleri karaciğer, safrakesesi, mîde, barsak ve pankreas hastalıklarında faydalıdır.

Turkcebilgi.com: Hatay Tarihi Eserler Ve Turistik Yerler hakkında ansiklopedik bilgi
Genel Başvuru ve Bilgi Sitesi
Under Creative Commons License: Attribution Non-Commercial
Kayıtlı

Karşındaki seni anlamıyorsa,birde yanında dene...
seymenler
Global Moderator
Hero Member
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3205


Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #14 : Ocak 29, 2010, 08:44:04 ÖS »

Antakya Tarihi - Seleucoslardan Önceki Çağ
Seleucoslardan Önceki Çağ
        Yapılan arkeolojik kazılar kuzey Suriye'de İÖ 4.binde ve 3p. bin başlangıcında birbirine bitişik kültür çevrelerinin oluştuğunu ve İÖ 3. bin dolaylarında bu bölgede küçük kentler (kent devletleri) halinde bir yerleşmenin başladığını göstermektedir.


        Amik Ovası'nın doğusunda Antakya-Halep yolu yakınında bulunan Tell-Tayinat ve  özellikle Tell-Açana'da (Alalah), 1934 yılından bu yana yapılan kazılarda ortaya çıkarılmış olan avlulu, dikdörtgen planlı ve çok odalı evler ile tapınaklar, ön avlulu saraylar ve savunma yapıları, İÖ XVIII-XII. yüzyıllar arasında inşa edilmiş binalardır. Ayrıca Tell-Açana yerleşme höyüğündeki kazılarda ele geçirilen parçalar, buranın Kalkolitik Çağdan beri (İÖ 5000-4000) bir yerleşim bölgesi olduğunu göstermektedir.
 
        Buluntulardın ortaya çıkardığı bir diğer sonuç da, İÖ 3. binde, Anadolu'dan Amik Ovası kanalıyla Filistin'e doğru bazı kavimlerin hareket ederek, Mısır'a kadar uzanan, güney-kuzey doğrultusunda bir ticaret aksını meydana getirmiş olduklarıdır.
 
        Filistin ve Suriye sahillerini takriben güney Anadolu'ya gelen yollar ile bu yöne dik olan ve Mezopotamya'dan gelerek  Akdeniz'e ulaşan yollar, bu bölgeden geçmek zorunda idi. Grekler, Makedonlar'ın bölgeyi istilasına kadar aynı ticaret yollarını kullanmışlardır. Ticari trafiğin zaman içinde giderek gelişmesi, bölgenin askeri yönden kontrol altında bulundurulması zorunluluğunu her dönemde gündemde tutmuştur.   
        İÖ. XVII. yüzyılın sonlarına kadar Mısır hakimiyetinde  kalan bölge,  bu tarihten itibaren Hurriler ve Hititler tarafından istila edilmiştir. Hitit İmparatorluğu'nun İÖ 1200 yıllarında parçalanmasından sonra güneyde kurulan Sam'al Prensliği'nin iki yüzyıl kadar bağımsızlığını koruması ve İÖ 700 tarihinde Asur egemenliğini kabul etmesi ile bölge Asur yönetimine geçmiştir. 
 
       Daha sonra Babil egemenliğine giren bölgede, büyük ünvanı ile  bilinen Pers Hükümdarı II. Kuras'ın İÖ 539'da Babil İmparatorluğu'na son vererek Mezopotamya ve Suriye'yi alması ile başlayan Pers hakimiyeti, bir satraplık halinde Makedon istilasına kadar devam etmiştir. Büyük İskender ile başlayan Makedon istilasından önce Grek tacirler tarafından Antakya'nın bulunduğu yerin bir durak noktası olarak kullanılmış olması ihtimal dahilindedir.  Antik Çağdaki  adı Orontes olan Asi Nehri'nin o çağlarda küçük gemiler için seyrüsefere uygun olması ve Antakya'nın nehir yolu ile Akdeniz'e bir günlük mesafede oluşu bu ihtimali kuvvetlendiren faktörlerdir.
 
        Antakya kurulmadan önce civarda kent olarak varolan Grek yerleşmeleri hakkında, Malalas ve Libanius'un naklettikleri menkibeler içinde üç isim geçer. Birincisi Silpius'da (Bugünkü Habib Neccar Dağı) Iopolis, diğeri Antakya'nın yakınındaki Daphne (bugünkü Harbiye) civarında Herakleia ve Silpius'un tepesinde Kasiotis
Kayıtlı

Karşındaki seni anlamıyorsa,birde yanında dene...
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Edebiyat Edebiyat tarih kadın Sağlık online test tatli tarifi KPSS Sağlık test soru Edebiyat Yemek Tarifleri Yemek Tarifleri Teknoloji Sağlık kadın yemek tarifleri yemek tarifleri kadın sarkı sozleri kadın ev dekorasyonu saglik kpss, ders Edebiyat diyet,zayiflama kadin moda sitesi dantel
MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.19 | SMF © 2006-2009, Simple Machines XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!